13 Eylül 2012 Perşembe

KARTALI'IN YENIDEN DOGUSU(Kara Kartal'in degil)





Kartal, kuş türleri içinde en uzun yaşayanıdır. 70 yıla kadar yaşayan kartallar vardır. Ancak bu yaşa ulaşmak için, 40 yaşlarındayken çok ciddi ve zor bir kararı vermek zorundadır.     Kartalın yaşı 40′a dayandığında pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu nedenle de beslenmesini sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma gelir. Gagası uzunlaşır ve göğsüne doğru kıvrılır. Kanatları yaşlanır ve ağırlaşır. Tüyleri kartlaşır ve kalınlaşır.     Artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır. Dolayısıyla kartalın burada iki seçimden birisini yapması gerekir. Ya ölümü seçecektir ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecektir. Bu yeniden doğuş süreci 150 gün kadar sürecektir. Bu yönde karar verirse kartal bir dağın tepesine uçar ve orada bir kaya duvarda, artık uçmasına gerek olmayan bir yerde yuvasında kalır.    Bu uygun yeri bulduktan sonra kartal gagasını sert bir şekilde kayaya 
vurmaya başlar. En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer.
Kartal bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler. Gagası çıktıktan sonra bu yeni gaga ile pençelerini yerinden söker çıkarır. Yeni pençeleri çıkınca kartal bu kez eski kartlaşmış tüylerini yolmaya başlar. 5 ay sonra kartal, kendisine 20 yıl veya daha uzun süreli bir yaşam bağışlayan meşhur yeniden doğuş uçuşunu yapmaya hazır duruma gelir.   


 Kendi yaşamımızda sık sık bir yeniden doğuş süreci yaşamak zorunda kalırız. Zafer uçuşunu sürdürmek için, bize acı veren eski alışkanlıklarımızdan, geleneklerimizden ve anılarımızdan kurtulmak zorundayız. Ancak geçmişin gereksiz safhasından kurtulduğumuzda, deneyimlerimizin yeniden doğuşumuzun getireceği olağanüstü sonuçlardan tam olarak yararlanabiliriz.    

  “Geride kalanları unutmak ve önümüzde bizi bekleyenlere ulaşmak için hedefinize doğru ilerleyin”

9 Eylül 2012 Pazar

FARKLI OLDUGUNUZU DUSUNUYORSANIZ HIKAYENIZI ANLATALIM

Merhaba Sevgili Dostlar,
Yayına başladığımız günden bugüne ilgi ile takip edilen bir blog olduk ve bu bizleri gerçekten çok sevindiriyor.umarım bu ilginiz hiç bitmez ve artarak devam eder.
Değerli dostlar ilçemizin tanıtımının yanısıra farklı uygulamalara imzasını atan ilçemiz esnaf ve üreticisinin de yanında olmak istiyoruz.Onlara ulaşmak ve onların neleri farklı yaptığını insanlarımıza anlatma fikri doğdu kafamızda.İnanıyorum ki bloğumuzun bu tarz bir uygulama ile Karacabey de üreten hizmet veren insanlarımıza katkısı olacaktır.

Sizlerde işyerinizi kendinizi tanıtmak ve farklı uygulamalara imza atıyorum diyorsanız lütfen bizimle irtibata geçin ve sizin de hikayeniz için çalışmaya başlayalım hem görsel hem de yazılı anlatım ile blogumuzun sizlere de bir katkısı olsun.
Lütfen bizim ile irtibata geçin
Şimdiden teşekkürler

irtibat mail : kadirgarip@gmail.com

2 Eylül 2012 Pazar

An Amazing Lake ULUABAT



Dear friend
Please watch Uluabat Lake .This village is in the Uluabat village.This village is famous fish, sun,lake and history.
We hope You like Uluabat Lake image.

Best Regards


GREAT BEACH Our Town YENIKOY BOGAZ


   Dear friend
Please watch Yenikoy Bogaz .This village is in the Yenikoy Bogaz.This village is famous fish, sun,sea and linden forest.We hope You like Yenikoy Bogaz image.

Best Regards


 

Uluabat LAKE OF ANY NATURE THAT THAT'S DELICIOUS Golyazi





Dear friend
Please watch Gölyazı village .This village is in the Uluabat Lake.This village is famous fish, sun,lake and history.
We hope You like Gölyazı image.

Best Regards

31 Ağustos 2012 Cuma

EY KARACABEY NILUFER CAYI TEMIZ AKMASIN MI

Merhaba,
Saat sabaha karşı beş civarları ve uyku tutmadı gerçekten.Nilüfer çayının bugüne kadar saçtığı zehir yetti de arttı bile bence ama . Karacabey uyanmalı artık üzerine serpilmiş gibi duran ölü toprağını üzerinden atmalı ve sorunlarına sesini çıkarmalı.Birlik olmayı öğrenmeli.

Kısaca Nilüfer Çayı;

Marmara Bölgesi’nin önemli akarsularından biridir. Toplam uzunluğu 172 km’dir. Nilüfer Çayı Bursa ve Karacabey Ovaları’nı sular.
Çay, Nilüfer adını Orhan Gazi’nin eşi Nilüfer Hanım‘dan almıştır. Nilüfer Çayı üzerine Bursa Ovası’nda  bir köprü yaptıran Nilüfer Hanım’ın adı çaya verilerek anısı yaşatılmıştır. Nilüfer Çayı ayrıca Nilüfer İlçesi’ne de adını vermiştir.
Yatağında ilerleyen Nilüfer Çayı Bursa Ovası’nı suladıktan sonraUlubat Gölayağına dökülür. Bursa Ovası’ndaki sularla beslenen Nilüfer Çayı Çakırköy Ovası’nda Ayvalı Dere’yi alarak debisini yükseltir. Daha sonra Susurluk Çayı ile birleşen Nilüfer Çayı Karacabey Boğazı’ndan Marmara Denizi’ne dökülür.
Çocuklarımıza ve torunlarımıza olduğu kadar ecdadımıza karşı da sorumluluğumuz var.
Başlık biraz sert oldu belki ama bu kez tüm parti başkanları el ele vererek Nilüfer Temiz Aksın kampanyasını benimsemeliyiz.

Facebook ta çeşitli uygulamaları paylaşıyoruz fakat daha bir Allahın kulu şu kampanyayı paylaşmadı.
En az 10.000 imza toplamamız gerekiyor  bugün itibari ile 1635 adetteyiz. Nilüfer çayı için bir imza da sen at.
Gerçekten de Nilüfer çayının geçtiği köylerde kokudan durulmuyor 
Bu köylerde tarımsal sulama yine bu çaydan yapılmakta  ve insanımız tarımsal üretimini bu çaydan yapmak istememektedir.Suyumuzu kaybettik ama Nesillerimi kaybetmeyeceğiz.
Köylerde bilgilendirme toplantıları başladı gönlüm istiyor ki en büyük kitleyi Karacabey Cumhuriyet alanında toplayalım ve sesimizi hep beraber gür bir şekilde çıkartalım  tek yürek NİLÜFER TEMİZ AKSIN mitingini düzenleyelim.
Lütfen yorumlarınız ile sizde destek verdiğinizi gösterin.

29 Ağustos 2012 Çarşamba

ORGANIK PAZARIN SABAN ABI'SI


Mutlu olmanın "organik" yolu
Şaban Burhan , Bursa Karacabey’de on yılı aşkın zamandır organik tarım yapıyor. Çiftçi Burhan, mutluluğu "organik tarım" ile bulanlardan

İstanbul’daki ekolojik pazarın müdavimleri onu yakından tanır.
Bahar aylarında eğer ondan fida aldıysanız, bir sonraki hafta “Bizim çocuklar nasıllar, keyifleri iyimi?” diye size sattığı fidelerin sağlığını soracak kadar yaptığı işi seven bir çiftçi...
Şaban Burhan, 2001 yılında meyve üreterek başladığı organik tarıma bugün onlarca sebze ile ekmek, sucuk ve yoğurt gibi ambalajlı ürün üretimini de ekleyerek devam ediyor.

Kaydettiği bu gelişmeyi Buğday Derneği'nin kurduğu %100 Ekolojik Pazarların varlığına bağlayan Şaban Burhan, “Organik tarım bana gerçek mutluluğun karşılıksız fayda sağlamak olduğunu öğretti. Benden ürün alanların gözlerindeki şükran duygusunu hiçbir şeye değişmem” diyor.

Ekolojik pazarların Şaban abisi ile pazarların koordinatörü Leyla Aslan Ünlübay arasındaki sohbete kulak verelim şimdi.
-Şaban Abi, organik tarıma ne zaman başladınız ve daha öncesinde hangi işle ilgileniyordunuz?
Organik tarıma başlamadan önce gıda toptancılığı yapıyordum. 2001 yılında organik tarım yapmaya karar verdim ve 2001 yılında başladım.
-Organik tarıma geçmenizin nedeni?
O yıllarda Türkiye de organik tarım çok az yapılıyor ve üretilen ürünlerin %98’ i yurt dışına ihraç ediliyordu.  Ben ise organik ürünleri kendi insanımızın tüketmesi gerektiğini, üretimimizin önce kendi halkımıza yapılması gerektiğini düşünüyordum. Çünkü bizim insanımız yurt dışındaki insandan daha az değerli olamazdı. Üretilen organik ürünlerin yurt dışındaki insanlar için üretiliyor olması kendi insanımıza değer vermediğimizi gösteriyordu çünkü. İşte bu yüzden ben kendi insanımız için organik ürünler üretmek istedim.
-Çevrenizden aldığınız olumlu ya da olumsuz tepkiler neler oldu?
Öncelikle ailem çok destek oldu. Çünkü hem kendi sağlığımız hem de halkımızın sağlığı için organik üretim çok önemliydi. Ancak etrafımdaki konvansiyonel tarımla ilgilenen hiçbir tarımcı kafamda hayal ettiğim üretimin gerçekçi olmadığını söylediler. Bunun ütopik olduğunu, bir hayal olduğunu ve asla gerçekleşmeyeceğini söyleyip durdular.
-Organik üretime başladıktan sonra karşılaştığınız zorluklar neler oldu?
Az önce de söylediğim gibi o yıllarda Türkiye’de organik ürün üretimi kısıtlıydı. Buna bağlı olarak bilgi birikimi ve tecrübede kısıtlıydı. Gidip danışıp bilgi alabileceğimiz birileri veya bir kurum yoktu. Evet üniversitedeki bu alanda uzmanlık yapmış hocalar vardı, ancak onlar da teorik bilgi verebiliyorlardı. Oysa bizim ihtiyacımız pratik bilgi idi. Özellikle besleme ve zararlılara karşı mücadelede çok zorlanıyorduk. İşte bu yüzden, tüm bunları deneme yanılma yolu ile kendimiz tecrübe etmek durumunda kaldık. Bu deneme yanılma metodunda ise takdir edersiniz ki her zaman ilk seferde başarıya ulaşmak mümkün olmuyordu. Ama zarar etsek bile vazgeçmedik.
-Organik tarıma başladığınız günden bu yana edindiğiniz en önemli tecrübeler neler oldu?
Organik tarım bir üretimden ziyade bir felsefe, bir yaşam tarzı, vicdani bir sorumluluk... Ben tüketicileri asla tüketici olarak görmedim. Onlar hayata bakışı benimle aynı olan yol arkadaşlarım. Ve ben organik ürünlerle beslenmek isteyen bu yol arkadaşlarım için üretim yapıyor, her yıl üretim yelpazemin çeşitliliğini artırmaya çalışıyorum. Organik tarım bana şunu öğretti: Gerçek mutluluk “Karşılıksız fayda sağlamanın verdiği hazdır…”. Ve ben ürünlerimi tüketen kişilerin benden ürün alırken gözlerindeki şükran duygusunu gördüğüm zaman ki mutluluğumu hiçbir şeye değişmem.



Sevgili dostlar NTV nin sitesinde Şaban abimizi görünce yazı çok keyifli geldi umarım sizde beğenirsiniz.

Kaynak: ntvmsnbc
Güncelleme: 08:51 TSİ 18 Haziran. 2012 Pazartesi